Türkiye'nin Her Yerine
ÜCRETSİZ KARGO

 x 

Sepet boş
SEPETİ GÖSTER

Organik Ürün Üreticileri ve Sanayicileri Derneği Başkanı Ayhan Sümerli Röportajı

Gıda Teknolojisi dergisinin yayımlanan son sayısında Organik Ürün Üreticileri ve Sanayicileri Derneği Başkanı Ayhan Sümerli organik gıda pazarı hakkındaki soruları yanıtladı.

Türkiye'de 2002-2013 yılları arasında organik gıda üretiminin 310 bin tondan 1 milyon 620 bin tona çıktığını belirten Organik Ürün Üreticileri ve Sanayicileri Derneği (ORGÜDER) Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Sümerli, "300 milyon TL'si perakende, 100 milyon TL'si ise ihracat olmak üzere ülkemiz organik gıda pazarının cirosal büyüklüğü 400 milyon TL'ye ulaşmıştır. Pazar her yıl %20-25 oranında büyümektedir" diyor.

Organik tarım ve organik gıda kavramlarından bahsedebilir misiniz?

Dünyada havayı, suyu ve toprağı kirletmeksizin, erozyonu, toprağın tuzlulaşmasını, diğer hastalık ve zararlıların etkisini en aza indirecek tarımsal tekniklerin geliştirilmesine her geçen gün duyulan ihtiyaç artmaktadır. Bu ihtiyacı karşılayacak, doğaya dost üretim metodu “Organik Tarım” olarak nitelendirilmektedir. Organik tarım, insan sağlığına ve çevreye zarar vermeyen ve üretimde hiçbir kimyasal girdi kullanılmadan, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim biçimidir. Doğal dengeyi koruyarak hava ve su gibi yaşamsal kaynakların ve doğal hayatın korunmasını amaçlayan bir üretim yöntemidir. Organik tarımda ürün yetiştirilmesi, toplanması, hasat, kesim, işleme, tasnif, ambalajlama, etiketleme, muhafaza, depolama, taşıma ile ürünün tüketiciye ulaşmasına kadar olan diğer

tüm işlemlerde, kimyasal madde veya tarım ilacı kullanılmamaktadır. Çiftçiler ve aileleri tarım ilaçlarına daha sık maruz kaldıkları için organik tarım, öncelikle çiftçi ve ailesinin, genel olarak da toplumun sağlığını korur ve iyileştirir. Organik tarım yaygınlaştıkça, tedavisi çok pahalı olan hastalıklara yakalanma oranları da azalacak ve ekonomi de dolaylı yoldan olumlu etkilenecektir.

Bir organik gıda ürününde toprak analizinden su analizine kadar tüm analizler büyük bir titizlikle yapılmaktadır. Organik tarım kanununu göre üretim yapılıp, sertifika kuruluşları tarafından sertifikalandırılmaktadır. Organik gıdaların ambalajlarının üzerindeki etiketlerde Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın logosu ile sertifikalandırma kuruluşunun sertifikasını gösteren amblem bulunuyor. Bu özelliğiyle organik gıdalar izlenebilir ve aynı zamanda sürdürülebilir ürünlerdir. Doğal gıdalarda ise bu özellik yoktur.

ORGANİK ÜRETİMDE SON 11 YILDA 5 KATLIK ARTIŞ

Ülkemizde organik tarımcılık ne zaman başladı? Organik gıda sektörünün gelişim sürecini genel hatlarıyla açıklayabilir misiniz?

Ülkemizde organik tarımcılık 1985 yılında İzmir bölgesinde yabancı firmalar tarafından başlatıldı. İlk aşamada İzmir’in çekirdeksiz üzümü, Aydın’ın inciri, fındık ve kayısı gibi ürünler üretildi. Daha sonra organik bakliyat ürünleri üretildi. 1990’lı yılların hemen başında yurtdışına paketli ürün ihracatı başladı. İlk etapta ihracatı yapılan ürünlerimiz kurutulmuş domates, üzüm, incir, fındık, kayısı ve erik olarak sıralanabilir.

Yurtiçi perakendeye yönelik çalışmalara ise 1999 yılında geçildi. Organik gıda pazarı yavaş yavaş büyüyor. Yapılan istatistiklere göre,

2002 yılından 2013’e kadar organik bitkisel ürün sayısı 150’den 213’e çıkmıştır. Üretim miktarı ise 310 bin tondan 1 milyon 620 bin tona yükselmiştir. Eğitim ve bilinç seviyesinin artmasıyla organik gıda tüketimi doğru perakende, 100 milyon TL’si ise ihracat olmak üzere ülkemiz organik gıda pazarının cirosal büyüklüğü 400 milyon TL’ye ulaşmıştır.

Pazar her yıl %20-25 oranında büyümektedir. Türkiye’de organik tarımcılıkla uğraşan 1000’den fazla işletme var. Bunların büyük bir kısmı müteşebbis olup küçük ölçekli üretim yapmaktadırlar. Sektör yaklaşık 40 bin kişiye istihdam yaratıyor. Şu anda ülkemizde 28 organik gıda sertifikalandırma kuruluşu faaliyet gösteriyor. Bunların 11’i yurtdışı kökenli firmadır.

KİŞİ BAŞI TÜKETİMİMİZ BİNDE 9

Türk halkı ne kadar organik gıda tüketiyor? Tüketimin artmasına yönelik size göre neler yapılmalı?

Organik gıda tüketimimiz maalesef çok düşük seviyelerde. Kişi başı genel gıda tüketimi içinde binde 9 oranında organik ürünleri tüketmekteyiz. Avrupa’da ise bu rakam %7 ila %10 arasında değişiyor. Örnek vermek gerekirse, Avusturya ve İsviçre %12 ile organik gıdayı en fazla tüketen ülkeler olarak göze çarpıyor. Almanya’da %5, Fransa’da %4,5, ABD’de ise %4’lük tüketim söz konusu. Türkiye organikte daha çok hammadde üreticisi ve tüketicisi konumunda. Ülkemizde organik gıda ürünleri olarak en fazla yaş sebze ve meyveler tüketiliyor. Bunu bakliyat, yumurta, kuru meyveler ve kuruyemişler izliyor. Ürün portföyünün genişlemesinin ve işlenmiş organik ürünlerin artmasının gerektiğini düşünüyoruz.

Şunu da paylaşmak isterim ki, tüketimin artması organik gıdaların daha az maliyetlerle üretimini sağlayabilecektir. Bu da tüketiciler lehine fiyatlara yansıyacaktır. Organik gıdayı tüketenler genellikle bu konuda bilinçli kişilerden oluşuyor. Ancak ilk defa organik ürün satın alan kişinin kafasında bazı soru işaretleri olmuyor değil. Tedirgin olabiliyorlar. Ancak Tükettikten sonra bu şüpheler ortadan kalkıyor. Mesela organik bir tavuk ile organik olmayan tavuk arasında fark var. Medyada gıdalarla ilgili yapılan tartışmaların organik gıda tüketimine olumlu yansıdığını da belirtmek isterim. Bu arada Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın organik gıdaları özendirecek tanıtımlarının ve kamu spotlarının yakın bir zamanda televizyon kanallarında yayınlanmaya başlamasını bekliyoruz.

Organik gıdalar genellikle nerelerde satılıyor?

Organik ürünler daha çok ihtisas mağazalarda, ulusal - yerel marketlerde ve organik pazarlarda satılıyor. İhtisas mağazalarda ve ulusal marketlerde paketli olarak satılan bu ürünler, pazarlarda ise dökme olarak sunuluyor. Sertifika kuruluşları ya da dernekler tarafından görevlendirilen bir temsilci bu pazarlarda satılan ürünlerin sertifikalarını denetliyor. Biz ORGÜDER olarak tüketicilerin paketli ürünleri satın almalarını öneriyoruz. Gıda ticaretinin yapıldığı perakende zincirlerinin sadece %30’unda organik ürünler satılıyor. Ülkemiz genelinde 20 civarında sertifikalı organik pazar mevcut. Tekil noktalara baktığımızda ise 100’den fazla satış noktasından bahsedebiliriz.

GTİP'TE ORGANİK BAŞLIĞI OLUŞTURULMALI

Biraz da ülkemizin organik ürün ihracatı hakkında bilgi verebilir misiniz?

Organik ihracatımızda en önemli pazarlarımız Almanya, ABD ve Japonya’dır. Zaten bu ülkeler en fazla organik gıda tüketicisi konumundalar. İhracatta öne çıkan başlıca ürünlerimiz; zeytinyağı, fındık, üzüm ve kayısı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’nin organik gıda ihracatı 15,5 milyon dolardır. Ancak bu tamamen denetlenmiş rakam değildir. Daha önce de belirttiğim üzere bizim hesaplamalarımaza göre ihracatımız 100 milyon TL civarında. Bakanlık verileriyle reel rakamların farklı olmasının ana sebebini şöyle açıklayabiliriz: GTİP denilen Gümrük Tarife Pozisyonu listesinde organik ürünler başlığı altında ayrı bir tarife pozisyonu bulunmuyor. Bundan ötürü bir organik ürün, konvansiyonel ürünün pozisyonunda ihraç ediliyor. Sadece faturalarının üzerinde organik şeklinde bir yazı varsa, organik olarak adlandırılıyor. Şayet ürün organik olarak yurtdışına gider ve çeşitli sebeplerden ötürü geri gönderilirse söz konusu ürünün çok ciddi analizlerden geçmesi gerekmektedir. Bu da ihracatçı açısından maliyetleri ciddi biçimde artırıyor. Bu sebeple firmalar ürünlerini organik

'ORGANİK ÜRÜNLER PAHALIDIR" ALGISI DOĞRU DEĞİL

Tüketicilerde organik ürünlerin pahalı olduğuna dair bir algı var. Bu doğru mu?

Fiyatlar arasında bazı farklılıklar olabilir ama bunlar tüketicileri rahatsız edebilecek boyutlarda değildir. Belirli ürünler dışında organik ile doğal ürünler arasında üretim aşamalarında büyük farklılıklar bulunmuyor. Örneğin, konvansiyonel yöntemlerle 45 günde yetiştirilip kesilen bir tavukla, 81 gün sonunda kesilen organik tavuğun yediği yem aynı değildir.

Bu durum doğal olarak maliyetleri artırıyor ve de fiyatlara yansıyor. Zaten en büyük fiyat farkı tavukta görülüyor. Diğer ürünlerde fiyat farkı %30 - %50 civarındadır.

olarak lanse etmek istemiyorlar. Diğer taraftan yurtdışındaki ithalatçı firmalar da aldıkları ürünleri kendi ülkelerinde bulunan akredite sertifikasyon kuruluşlarına denetlettirmeyi tercih ediyorlar. Dolayısıyla sertifikalı ürün istemiyorlar. Yani Türkiye’den ürünler organik değilmiş gibi ihraç ediliyor. Bu sorunun çözülmesi için GTİP’te organik adı altında bir başlığın olması gerekiyor. Gelecek yıllarda organikteki ihracat rakamlarının gerçek şekliyle yayınlanacağını düşünüyorum.

Organik gıda sektöründe yaşanan sorunlardan ve çözüm önerilerinizden bahsedebilir misiniz?

Sektörün küçük olması ve organik ürünlerin haksız rekabete maruz kalması en önemli sorunlardır. Çok sayıda ürün semt pazarlarında, bazı marketlerde ve manavlarda organik olmadığı halde organikmiş gibi satılıyor, üzerlerinde de hiçbir sertifika bulunmuyor. Aslında bu büyük bir suç, ancak yaptırımları çok ağır olduğu için pek uygulanmıyor. Dernek olarak bu hususta büyük bir mücadele veriyoruz, ama asıl katkıyı tüketicilerin vermesi lazım. Çünkü tüketiciler ürünün üzerindeki sertifikalara bakarak organik olup olmadığını anlayabilirler.